Kasım Gelmiş Bile

Zaman nasıl böyle hızlı geçiyor. Yetişemiyorum ben. Yorulduk, çalıştık, heycanlar, korkular, hüzünler biriktirdik ve tükendik. Yani ben tükendim. Demem o ki tatil istiyorum. Cunda da bir gün için neler vermezdim, bir bilseniz. Sessiz ve huzurlu bir gece ilaç gibi olurdu.

19557_a13bfd15_400Mesele hayaller & gerçekler meselesi. Çok fazla şey biriktirmiştim yazmak için. Kafamı toparlayıp yazmaya hiç vakit olmadı. Sizden uzak kaldığım bu süreçte hayatımdaki en büyük değişiklik müdürümün başka bir şirkete geçmesi ve benim İnsan Kaynakları Asistanlığından Uzmanlığa geçişim oldu. Değişen kısım yaptığım işler değil, aslında hissettiklerim. Ezgi hanım varken kendimi inanılmaz güvende ve huzurlu hissediyordum. Yaptığım işlere yine güveniyorum ama… İşte… Sorumluluk almanın verdiği o garip durum, uyku kaçıran, sinir yapan bir hale büründü bende. Sabahları koşarak geldiğim ofise ayaklarımı sürterek geliyorum her sabah. Son günlerde en iyi anladığım şey ise gerçekten iş hayatında ortam kişiyi etkileyen en büyük faktör. Beni yine de, bir nebze de olsa umutsuzluktan kurtaran kesinlikle buradaki arkadaşlarım. Bir yılda biriktirdiğimiz o güzel samimiyete şükür.

İş arkadaşlarımdan bahsetmişken Tmob Entertainment Team gücüyle hazırladığımız Halloween Partisinden kesinlikle bahsetmeliyim. Biz şirket olarak her ayın son Cuma günü Happy Hour yapıyoruz ve iki yıldır Cadılar Bayramı bizim geleneklerimiz arasında yerini alıyor. Geçen yıl yalnızca maskelerle Halloween havası estirmişken bu yıl kendimizi aştık. Her biri birbirinden yaratıcı ve özverili grup üyeleri ile önce bir güzel Euroflora’dan ( Kağıthane de, kesinlikle gitmelisiniz. Koskocaman, rengarenk bir yer. Ayrı bir yazı konusu adeta.) malzeme alışverişimizi yaptık sonra elbirliğiyle ofisi süsledik. Hazırlık sürecinde en çok pinterestten bulduğumuz fikirlerden yararlandık. Neler yoktu ki. Hayalet lolipoplar, diş jelibonlar, hayalet cupcake’ler, şırınga shotlar, balkabağına benzetmeye çalıştığımız mandalinar… Bence çokta anlatmaya gerek yok, resimler herşeyi anlatıyor zaten.

PicMonkey Collage.png

Tüm bunlar olurken Yumurtam Sıcakta da hızlı adımlarla yürümekteyiz. Kümese gelen yeni aile üyeleri, sayısı artan müşteriler, çoğalan siparişler ve bizde tatlı bir telaş. Bu telaş zaman zaman aksiliklere bırakmadı mı yerini ? Bıraktı. Arabamız bozuldu, yolda kaldık. Küçük bir kaza yaptık. Yumurtalarımız birden tükendi, siparişlere cevap veremedik ve bazı müşterilerimizi istemeden üzdük. Sanırım bunlara alışsak iyi olacak. Her bir olay o kadar kıymetli bir tecrübeki bizim için. Bizi daha iyi günlere hazırlayan birer öğretmen. Biliyormusunuz bazen içim içime o kadar sığmıyor ki uyuyamıyorum. Çocuğum gibi oldu Yumurtam Sıcak. Daha da büyüdüğümüzü ama samimiyetimizi kaybetmediğimizi, yıllar yıllar sonra insanların “biz yumurtaları 10 yıldır Yumurtam Sıcaktan alıyoruz hiç değişmediler, başka yumurta tüketemiyoruz” dediklerini hayal ediyorum. Evet ! Heyecanlanıyorum ! Kadir, Ben ve bizi kavuşturacak güç Yumurtam Sıcak. Bu iş tutarsa evleniriz de biz ❤

IMG-20151117-WA0016

Hazır evlilik demişken. Geçtiğimiz haftalarda uzun süredir istediğim birşeyi yaptım. Mısır Çarşısındaki Galeri Set’i bilir misiniz ? Peki ya Uğur Amca’yı ? Fincanların hikayelerini tatlı tatlı anlatışını hiç duymadık demeyin. Biz annemle, genelde bayram programlarında, sevgili Uğur Atik’i fincanların hikayelerini anlatırken dinlerdik. Sonra ben İstanbul’a yerleşince, gezmeyi en sevdiğim, İstanbul’u en hissettiğim yerlerden birinde Mısır Çarşı’sında buldum onun dükkanını. Her gittiğimde uğradığım Galeri Set’ten bu defa vakit yaklaştığındanmıdır bilmem iki fincan aldım. Ara arada ikişer fincan almaya devam edeceğim. Ben Osmanlı 16. yy fincanlarından ikisini aldım. Resimde gördüğünüz pembe ve maviyi.

thumbfincan_kolaj_1

Kahvenin köpüğünün dağılmasını engelleyen dar ağız kısımları ile bu fincanlar kız isteme merasiminin baş tacıymış. Tamamlamak için kolları sıvadım. Uğur Amca’dan tatlı hikayeler, güzel dilekler ve Kadir’e öğütlerle çıktık dükkandan. Bir de fincanların yanında tazecik Türk kahvesi ve gül lokumuda eklendi torbamıza. Uğur amca fincanları çok şık bir keseye koyup üzerine bir koku sıktı. Sarayda çeyiz için saklanan eşyalar keselerde saklanırmış. Ağzınıda bir kurdele ile tek düğümle bağladı. Tek düğüm “sana değer veriyorum, sen bu hediyeyi açarken kahır çekme diye tek düğüm atıyorum” demekmiş. Üzerine sıktığı kokuda sarayın kokusuymuş. Büyülenmiş gibiydim. Dünyanın en keyifli alışverişi oldu.

Ve benden son haber de şu; dişlerim için tel tedavisine başladım. Tedavi öncesi dolgular, kanallar, çekilen dişler … Bu hafta sonu ise teller takılacak. Korkuyorum, heycanlıyım. Süreci çok merak ediyorum.

Kasım ayı bana yeni sorumluluklar, yeni bir ekip arkadaşı, yeni heycanlar ile geldi. Yeni bir yaş bırakarak gidecek. Kendim için sadece iyilik diliyorum. Kalbimdeki iyilik bitmesin hiç, iyilik olmayan kalpler de çıkmasın karşıma. Bir aydır küçük çocuk gibi geri sayım yapıyorum, haftaya benim doğum günüm ! Gel 23 Kasım gel ! ❤

Büşra

Genel içinde yayınlandı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s