Neden geldim İstanbul’a!

İstanbul da yasamak üzerine uzun zamandır yazmak istiyordum aslında. Küçük bir ilçe de büyümüş ve Ankara da okumuş biri olarak İstanbul hakkında çoğunluktan farklı düşünelerim var. Şimdi bu yazıyı okurken bir yandan da Ezginin Günlüğü’nden İstanbul şarkısını dinleyin, beni daha iyi anlayacaksınız. Şarkıyı açtıysanız, bu uzun yazı sizi bekliyor.

Evet itiraf etmeliyim ki İstanbul tüm ülkelerin, tüm şehirlerini kıskandıracak bir güzelliğe sahip. İş olanaklarının fazla olduğu bu şehirde insan profesyonel iş ilişkilerini rahatlıkla geliştirebilir ve çok sayıda yeni insan tanıyabilir. Eğer yeni bir iş kurmak istiyorsa – sektörüne bağlı tabii- büyük bir maddi yükün altına girecektir ama en iyi İstanbul da ilerleyecek ve büyüyecektir. Tiyatro, sinema, müzik, festivaller İstanbul’un çocuklarıdır bence. Dünya Kültür Başkenti, tüm dünyanın hayran olduğu, global starların tatillerde tercih ettiği, turistlerin ağzı açık gezdiği, iyi okulların, Türkiye Business Mind’ının ana ocağı İstanbul ! Buraya kadar bahsettiğim herşey senin sadece makyajın.

Ve bir itiraf daha : İstanbul’u sevmiyorum. 17 yıl bir ilçe de yaşadım. Her yere yürüyerek gittiğimiz, küçük, neredeyse herkesin birbirini tanıdığı, daha biz eve gitmeden dedikodumuzun gittiği, örfleri, adetleri olan bir ilçe. Yaratacağımız en büyük farkın çalışkan olmak olduğu bir ilçede. Ama benim için bu kadar değildi. Ben hep sınırlarımı aşmak istedim. İzciydim. Korodaydım. Baskette lisans aldım, bıraktım. Voleybol da lisans aşamasına geldim, bıraktım. Bir gün gittim kendi kendimi ud kursuna yazdırdım, bırakırım sandılar, 10 yıl oldu asla bırakamadım. Çalışkandım da. Okudum, en çok insanları dinledim. Girdiğim ortamda önce hep sessiz kaldım, gözlemledim Yerine göre konuşmayı adet edindim kendime. Babam esnaftı ama tüm Ege’yi, Akdeniz’i gezdim.

Sonra üniversite… Hacettepe’ye girdim. Okumak için okumadım ben, hep çalıştım. Gönüllü çalıştım, paralı çalıştım, kışın çalıştım, yazın çalıştım… Feda ettim tatillerimi hep çalıştım.Okulun korosunda saz ekibindeydim, TRT Ankara Radyosu Gençlik Korosunda Ses ekibinde. İçimi renklerle doldurdum.

Sırf bu hayata bir kez geleceğiz, bu yaşları hatırlayıp belki bi gün keşke diyeceğiz diye. Ankara da gidebildiğim kadar tiyatroya, sinemaya, sergiye gittim. Babam emekliydi, sağolsun, Allah eksik etmesin, Sırbistan da bir yaz okuluna başvurdum, kabul aldım. Mezuniyet hediyesi hem okula hem tatile gönderdi beni.

Şimdi diyorsunuz ki ee Büşra niye anlatıyorsun bize bunları ? Bana sorarsanız benim ki bir başarı hikayesi. Kendimi keşfetmenin, fark yaratmanın hikayesi. Peki bunun neresinde İstanbul var ? Geldiğim konferanslar ve 1 aylık stajım dışında 23 yılın hiç bir parçasına katkısı yok.

Yani demem o ki; dışardan sanıldığı gibi İstanbul da yaşamak bence marifet değil. Bence genel olarak yaşamak marifet, sanırım nefes almaktan söz etmediğimi anladınız. Önceki yazımda ne demiştim hatırladınız mı ? “tüm yaşananlar senin yansıman”. Muhtaç olduğumuz kudret içimizde. Aslolan biziz, şehir, koşullar, para sadece etkileyen birer faktör. Bir sürü örnek var, küçük yerlerde mutlu olan ve sadece sevdiği işi yapan.

10 aydır İstanbul dayım. Ve bu sürede en çok son bir haftadır gitmek istiyorum burdan. Ülke de olup bitenler, psikolojik bir çöküş ve büyük bir tedirginlik yarattı bende. Sırf metroya binmemek için geçen gün tam 3 saatimi yolda geçirdim. 15 dakikalık yolu 1,5 saatte tamamladıktan sonra kaçırdığım iki vapur bana pahalıya patladı.  Kalan yolu yoğun trafik ve dere ıslahı inşaati yüzünden yürümek zorunda kaldım. Babetler ayağıma gerçekten yapışmıştı. Diyelim ki ülkede kusursuz bir huzur hakim, o zaman da kişisel hijyen yoksunu diğer insanların muhteşem kokuları eşlik ediyor metro da ve ya metrobüste. Herşeyden önemlisi beni en çok etkileyen ne biliyor musunuz ? İstanbul sokakları Suriyeli kokuyor. 3 metre de bir kaldırımda oturan insanlar. En başta gözlerim doluyordu görünce, şimdi galiba yavaş yavaş vicdanım köreliyor, merhametim azalıyor. Bir de otobüse bindim bir gün. İstisnasız tüm kadınlar ayakta ve tüm erkekler oturur durumdaydı. Ne yaptım biliyor musunuz? Sadece güldüm. Ankara da Anadolu nun göbeğinde görmedim ben bu kadar kaba adamı bir arada.

Erkek arkadaşım dalga geçiyor artık benimle. Bende her İstanbulzede gibi otobüs geldiğinde etrafımdakileri görmeden binmeye çalışıyorum, metrobüste insanları itekliyorum, trafiksiz kısa yolları öğreniyorum, kimseye yer vermiyorum, gerektiğinde kaba davranıyorum, şoförlerle kavga edebiliyorum, ayakta kitap okumayı, firen yapan, zıplayan, uçan dolmuşlarda sağlam durabilmeyi öğrendim. Ve metro camına yansıyan tüm yüzler gibi asık yüzüm.

Çünkü İstanbul pahalı, kalabalık, kaba, kokan, tehlikeli, güzel ve yorgun bir şehir. Belki şu kışın Üsküdar da yazın Adalar da yaşandığı zamanlarda olsaydık severdim İstanbul’u. Bence göç kapıları kapanmalı bu şehrin. Hatta son 10 yılda gelenleri geldikleri yere geri yollamalılar. Belki bana da bahane olur. Karar vermenin yükünü almadan omuzlarıma, giderim…

Neden geldim İstanbul’a!” üzerine 8 yorum

  1. Ne güzel anlatmış İstanbul yaşamını ” metrobüste insanları itekliyorum, trafiksiz kısa yolları öğreniyorum, kimseye yer vermiyorum, gerektiğinde kaba davranıyorum, şoförlerle kavga edebiliyorum, ayakta kitap okumayı, firen yapan, zıplayan, uçan dolmuşlarda sağlam durabilmeyi öğrendim.”

    Beğen

  2. Bayıldım bu yazına. Bu gece geç oldu , diğer yazılarını da okumak istiyorum. böylesine gençken bu kadar olgun düşüncelere sahip olmak nasıl birşey , iyi mi acaba bilmiyorum ama yalnızca istanbul değil fazla insanın olduğu her yer de yaşamak bana korkunç geliyor.

    Beğen

    1. Buket Ablacım teşekkürler, tüm yazılarım için mutlaka yorumlarını bekliyorum. Kesinlikle haklısın yaşanılan yer kalabalıklaştıkça insanların duyguları azalıyor ve o zaman o yer korkunç oluyor gerçekten.

      Beğen

  3. Düşüncelerim = düşüncelerin şu anda. Kendimizi iş bahanesiyle hapsediyoruz aslında bu şehre ve yalnızca bazı minik güzelliklere sahip olalım diye zamanımızın çoğunu mahvediyoruz, mutsuzluğa teslim ediyoruz.
    Sınırları aşan olmak lazım her zaman, kendini yıpratmadan, üzmeden, hayallerinin peşinde koşmak. Ve dediğin çok doğru, nerede olduğun senin başarı kriterin değil; senin içindeki enerji ve motivasyon nerede olursan ol devam eder!

    Beğen

    1. Ama iste faktorler…. kucucuk mutluluklara sahip olmayi istanbulda yasamayi kocamaaan bisey zanneden kisilere napicaz. Nasil ikna edicez ?

      Beğen

  4. Bu yazıyı bastırıp her yere asmak lazım. Doğma büyüme İstanbul’luyum. Memleketim diyebileceğim tek yer burası. Ama nefret ediyorum İstanbul’dan. Bu konuda o kadar doluyum ki. Ağlamak istiyorum sadece. Trafiği benim ömrümü yedi bitirdi. Daha dün tamı tamına 1 saat otobüs bekledim ve geldiğinde arka kapıdan bindiğimde sardalya kutusunda gibi otobüse istiflenmiştik hepimiz birbirimizde akraba olduk resmen. Tek yapabildiğim ya sabır çekmekti. İmkanı olan kaçsın gitsin buradan. Çünkü ben öyle yapacağım. Büyük şehirler insanın ömrünü kısaltıyor. Normalde 20 dakikada gittiğim yolu 1 saatte gidemez oldum. Bu kadar araç. Her birinde tek bir kişi. Artık söyleyecek laf bulamıyorum. Bu mudur metropol bu mudur lüks yaşam. Hocamın bir lafı vardı. Artık İstanbul’da sokağa çıksan her yer psikolog kaynıyor elini sallasan birine illa çarparsın. Ama başka bir şehirde güvenilir birisini sorduklarında önerecek adam bulamıyorum. Bitti burada psikoloji Gidin Anadolu’ya demişti. İpini koparan İstanbul’da kalma peşinde. Başka memleketten gelen öğrencilerin söylediği hep aynı şey : ben okul bitince İstanbul’da kalacağım. Sanki taşı toprağı altın. Gitsene memleketine. Oraları güzelleştirsene. Ama yok. Herkesin gözünü bir İstanbul’dur boyamış gidiyor.

    Liked by 1 kişi

    1. Teşekkür ederim, İstanbullu biri olarak seninde bana katılman benim için sevindirici. Bazen ben mi çok önyargılıyom takıntılıyım diyorum ama huzur arayan nefes almak isteyem biri için doğru yer değil İstanbul 😉

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s