En Sevdiğimle En Sevdiğime Yolculuk: CUNDA – 2

Biliyorum Cunda yazımın 2. bölümü için biraz geciktim. Söz verdiğim gibi vazgeçmedim geç olsun güç olmasın ama diymi 🙂 Şimdi hazır yaz geldi, herkes bir tatil organizasyonu telaşında, Cunda’ya gitsek na’parız nerde kalırız diye düşünüyor ve şuan bu yazıyı okuyorsanız doğru yerdesiniz. 

İlk yazımda Cunda’nın benim için ne kadar özel olduğunu anlatmıştım. İstanbul dan sabah 6 da yola çıkıp akşam üzeri 4 de Ayvalık sınırlarına girdiğimizde inanın çok özlediğim bir sevgiliye kavuşur gibiydim.  Normalde uykusuzluk, uzun yolculuk, sıcak hemen enerjimi düşüren ve yüzümü asan faktörlerdir. Ne hikmetse erkek arkadaşım yorgunluktan bayılırken ben 10 saat uyumuş kadar enerjiktim. O biraz dinlenelim derken benim tek derdim bir an önce o küçük, dar sokaklarda defalarca kaybolmaktı.

Vrodi Otel, Cunda

vrodiVrodi otel çarşıya ve sahile 3 dk yürüme mesafesinde, tertemiz ve güzel bir otel. Cunda’nın iki güzel taş evini çevreleyen bir bahçeye konumlandırılmış Vrodi otelin sahipleri de bir o kadar nazikler. Booking den dolayı karşılaştığım bir sorun yüzünden yaptığım tüm çirkeflikleri olabildiğince sakin ve akılcı karşıladılar. İkna olmamaya direnen bana, son derece kibar ve sabırlı bir şekilde gerekli açıklamayı bıkmadan yaptılar. Otelin çekirdek ekibi çok çalışkan, odalar tertemiz ve konforlu, kahvaltıları özellikle de pişileri bir harikaydı. Utanmadan tabak tabak yedik. Bir de otelin değerlisi Viski var. Köpekten korkmasam sarılıp sarmalayabilirdim sanırm. Cunda da bir evim olduğunu hissettiren Vrodi Oteli şiddetle tavsiye ediyorum. 

Uno Restaurant, Cunda

Cunda da ki ilk akşamımız da sevinçten delirmiş olsam bile itiraf etmeliyim bende yol yorgunuydum. Biraz yürüyüş yaptıktan sonra artık yemek yemenin vakti geldi diye düşünmüştük. Gitmeden günler öncesinden başladım, foursquare den nerde yemek yesek diye araştırmaya. Uno restaurant için güzel şeyler okumuştum. Bizim ilk günkü durağımız Uno oldu. Ve sonra derece memnun ayrıldık. Hatta son gecemizde de orada yemek yedik. Pizzalarından denedik. Gerçekten çok büyüklerdi. Açlık derecenizi iyice ölçün, tek başınıza bir pizzayı bitiremeyebilirsiniz. Ve kesinlikle çok lezzetliydi. Son gün ise Snitzel’i denedim ve onu da çok beğendim. Ayrıca çalışanlar son derece ilgili, nazik ve hızlıydı. Mekan ise inanılmaz şık ve özenliydi. Cundanın yerel lezzetlerinden istemiyorsa canınız, Uno iyi bir alternatif olabilir. 

uno

Taş Kahve, Cunda

IMG_20150423_201900

Sakızlı kurabiye, sakızlı dondurma, buzlu badem ve tabi ki lokma Cunda da yenir. Bunlardan birini alıp Taş Kahve’ye koşabilirsiniz. Bir de bunların yanında güzel bir dibek kahvesi içmeden ,kahvedeki herkesle birlikte televizyon izlemeden dönmeyin. Biz hergün en az bir kez uğradık. Özellikle yemeklerden sonra 😉

IMG_20150423_201506

IMG_20150425_164141

Sevim -Necdet Kent Kitaplığı, Cunda

Yıllar yılı harap bir şekilde kalan değirmen ve Agios Yannis Kilisesi; Rahmi M. Koç’un kültür varlığı olan bu eski eserlerin kurtarılmasına yönelik girişimleri, maddi-manevi katkıları ile restore edilmiş ve kitaplığa ilerleyen yaşı nedeni ile göz sağlığı bozulan, “Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum.” diyen Emekli Büyükelçi Necdet Kent’in ve eşinin ismi verilmiştir. Necdet Kent’in oğlu Muhtar Kent, merhum babasından kalma bin üç yüzü aşkın kitabı bu kitaplığa bağışlamıştır. İçi, dışı, manzarası güzel bu kitaplığın bahçesindeki cafe de oturup çay içebilir, huzur bulabilirsiniz.

IMG_20150424_130619

Taksiyarhis Kilisesi, Cunda

Hala Cunda’nın başyapıtlarından biri olan Taksiyarhis Kilisesi Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından restore edilmiştir. Sergilemede teknede oyuncaklardan buharlı modellere, bebek arabalarından zaman ölçüm aletlerine olmak üzere İstanbul ve Ankara’daki Rahmi Koç Müzelerinde görmeye alışık olduğumuz bir koleksiyona yer verilmiştir. Müzenin üst katında ise bağışlanmış bir çok oyuncak koleksiyonu bulunmaktadır. Meral Uzun ve Lale Doruk’un dünya bebekleri koleksiyonu, Nancy Bigger’ın barbie bebek koleksiyonu (ki benim en sevdiğim kısım burasıydı) ve Meral Urcun bebek koleksiyonu ile trenler, teneke ve ahşap oyuncakları keyifle seyredalıp “aaa evet küçükken bundan bende de vardı” demenin tadını çıkarabilirsiniz.

IMG_20150425_161840

Cook Point Cunda

Gezdik, yorulduk biraz nefes alıp dinlenelim diyorsanız sahilde Cook Point Cunda’yı tercih edebilirsiniz.  Cook Point İstanbul da Cihangir’de ve Ortaköy’de var. Çilekli limonata ve gül mantısı benden size tavsiye.

IMG_20150424_153114

Yakamoz Restaurant, Cunda

Eeee şimdi söyleyin bakalım Cunda’ya gelipte Rakı-Balık yapmadan, mezelerin tadına bakmadan olur mu? Olmaz. Assolistler en son çıkarmış misali sona bıraktım. Yine birçok yer araştırdık, oteldekilere sorduk ve sonunda Yakamoz Restaurant’a karar verdik. Çokta iyi yapmışız. Mutfakta birlikte çalışan bir aile… İnanılmaz ilgili bir garson. Taptaze mezeler… Bir restaurant’dan daha ne beklenir ki. Enginarı çok severim. Hatta ne kadar sevdiğimi anlatırken çiğ yense yerim dediğim olur. O akşam çiğ yedim. Yağlı, limonlu, incecik dilimlenmiş, tazecik enginarlar muhteşemdi. Zeytinyağlı bakla, girit ezmesi, kırmızı biber ve patlıcan közü, fava, güveçte karides, ızgara çipura, Cunda’nın güzel zeytinleri ve benim en çok beğendiğim Yoğurtlu Sıcak Ot ! Hepsi çok güzeldi. Mutlaka yemelisiniz, sıcak ot yemeden Cunda dan dönmemelisiniz. Restaurant dan ayrılırken kapıya kadar uğurlanmakta cabası. Tereddüt etmeyin, gidin.

IMG_20150424_201001

Hayatımın en özel yerini , hayatımın en özel adamıyla üc gün doya doya gezdim. Ha doymadım, o başka 😉 Biz en çok dağ tepe yürümeyi, zeytinlikleri dolaşmayı sevdik. Toprağını emek emek işleyen bir amcayla sohbet ettik. Zeytinin bereketine, Cunda’nın doğasına hayran kaldık.

IMG_20150424_132152

IMG_20150424_132210

IMG_20150424_132230

IMG_20150424_132448

IMG_20150424_135053

IMG_20150424_135851

IMG_20150424_135907

IMG_20150424_142629

Bu arada bir gün çok yağmur yağdı. Atladık arabamıza, ayvalığa gittik. Ayvalık tostu yedik. Şeytan Sofrasına gidip manzaranın tadını çıkardık, güzel de bir çay içtik. Dönüşte yine yağmurdan mütevellit arabayla, adanın gidebildiğimiz her yerine gittik, çataltepe plajı, patriçe köyü, ortunç tarafları… Gezerken gördük ki adaya çok güzel bir yürüyüş parkuru yapılmış tüm adayı yürüyerek gezebiliyoruz, bir daha ki geldiğimiz de  ilk işimiz bu olacak. Adadan ayrılırken emlakçı da bulduk kendimizi, arsa fiyatlarını soruyorduk. 🙂 Bu arada Cunda’nın küçücük çarşısında çok keyifli incik boncukcular var.

IMG_20150424_143552 IMG_20150425_131128 IMG_20150425_162732

IMG_20150424_125554 IMG_20150424_125203

IMG_20150426_112103 IMG_20150426_112110

Ben Cunda da yaşarsam, benim ömrüm uzar. Bir gün ömrümü uzatmaya geleceğim bu kasabaya…

Bonus: Canım arkadaşım Özge’nin Cunda yazısını okuyun. Başka alternatifler, daha güzel resimler için…   http://www.sevgilibeyazkagit.com/2015/05/cundaya-gelmek-icin-sebep-cok-peki.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s